Salı, Ekim 13, 2015

Ben Şimdi Kimden Vazgeçeyim ?...

Aslında hiç böyle hayal etmemiştim aylar sonra bloguma dönüşümü. Bir sürü resim arşivlemiştim bilgisayarımda, ördüklerim ve paylaşmak istediklerimle ilgili ama ne yazık hiç adetim olmayan şeyler yazmak niyetindeyim.
Nerden nasıl başlayayım ve konuya nasıl gireyim inanın bende bilmiyorum, dedim ya hiç adetim değil bu tarz konular ama ben bile böyle bir yazı yazacak hale geldiysem durum sanırım gerçekten kötü.
Ben bodoslama dalayım isterseniz, ana konumuz Ankaradaki patlama ama içimde yarattığı yaralar bu kadar değil. Patlamalara ve ölümlere o kadar alıştık ki ülkemde nasıl olsa buda unutulacak.
Bu yazıyı okuyan pek çok kişi eminim daha şimdiden acaba bu ne taraf diye düşünmeye başlamıştır. Ben 3 senedir çocuğunu büyütmekle meşgul olan, boş bulduğu her an örmekten büyük keyif alan, evinde işini yemeğini yapıp arkadaşlarıyla telefonda konuşan, hayatının en büyük atraksiyonu komşularla yaptığı kadın günü ve yine arkadaşlarıyla fellik fellik yüncü gezmek olan klasikten daha klasik bir TÜRK ev hanımıyım. Ne taraf olduğumu düşünenlere cevabımsa 'Allah aşkına arkadaşım ben bi taraf olsam ne olmasam ne'... Böyle bi isteğimde yok zaten.
Evet Ankara da patlama oldu, hem de burnumun dibinde, 3 senedir birine bırakıp markete dahi gidemediğim oğlumu her an elinden tutup götürebileceğim bir yerde. Kim yaptı neden yaptı bunları sorgulayacak kapasitem bile yok belki ama benim orada gördüğüm yüzlerce parçalanmış bedendi. Haberler 9 yaşında bir çocuğun öldüğünü söylediğinde aynı bir şehide yandığı gibi yandı içim. Annelik duygusumudur bilmem de artık hiç dayanamaz oldum böyle şeylere.
Şimdi bakıyorum her bir taraf birbirine küfretmekte, bela okumakta. Ben hem TÜRKüm hem MÜSLÜMANım, olamazsın diyorlar ve beni kendi içimde dahi bölmeye çalışıyorlar, kendimden şüphe ettiriyorlar ama evet ben Türküm bu toprakta büyüdüm asla satamam vatanımı atalarımın kanı var ve de Müslümanım Allah'a inanıyorum Muhammed'e inanıyorum, namazında örtününde Allahtan geldiğine inanıyorum (her ne kadar yapamasam da inanıyorum). Bunları da geçtim benim arkadaş ve aile çevremde Kürtte var, Alevide var, Ermenide var, Müslümanda var. Hangimizin ailesinde yokki. Biz birbirimizden kız aldık verdik bunca zaman, onlardan doğanlarla aynı kanı taşıyoruz, aynı sofraya oturuyoruz çoğu zaman....
Peki şimdi size soruyorum ben bu burnumun dibine kadar gelen olaylar olmasın diye, oğlum güzel bi ülkede yaşasın diye ne yapmalıyım veya kimi şuçlayıp, kime beddua edip, kimden vazgeçmeliyim, kimden taraf olmalıyım?
Evlilik yoluylada olsa aileme girmiş ve onlardan olan çocuklar için hiç düşünmeden canımı vereceğim kürtlerden mi geçeyim ki ben onların kendi şahıslarını da gerçekten seviyorum, oturup sohbet etmekten, zaman geçirmekten, gülmekten ağlamaktan gerçekten keyif alıyorum, artık onlar benim ailem, etim tırnağım nasıl ayırabilirim kendi benliğimden?
Yoksa evime alacağım bir iğne için yada hayatım hakkında vereceğim en önemli kararlar için hep akıl danıştığım, çünkü fikrinin bende çok önemli yeri olan alevi arkadaşlarımdan mı vazgeçmeliyim? Yıllarca yanında çalıştığım ve birgün hakkımı yemeyen, ailesine katan ve her gittiğimiz yerde benide kızı zannetmelerini sağlayacak kadar sıcak davranan alevi patronumdan mı?(patron deyince bile tuhaf geldi abi, baba yada amcamı demeliydim acaba)
Yada gece gündüz beraber yiyip içtiğim, 24 saatimi aynı evde geçirdiğim hayatımı paylaştığım, çocuğumu emanet edebildiğim Müslüman, Ermeni komşularımdan mı?
Peki ben bunların hiçbirinden vazgeçmek istemiyosam? Yada kimin yanına gitsem ondanmış gibi davranıp kandırmalımıyım, iki yüzlümü olmalıyım, kendimimi saklamalıyım böyle dahamı iyi olurum.
Yani bana diyorlar ki hayatını parçala, yani bana diyorlar ki mutlu olma, böyle dahamı iyi yetiştiririm çocuğumu. Siz benim küçücük dünyamdan ve mutlu huzurlu hayatımdan vazgeçmemi istiyorsunuz farkında mısınız? Benim ananelerim ve benim dinim bana bunu söylemiyor ama, hiç bunu düşünüyormusunuz, bu insanların bende, benim de onların üstünde onca hakkım varken ben şimdi onlara hadi işler değişti hepiniz defolun dersem Allah bana kul hakkını sormayacak mı? Biz ne zaman başlayacağız baktığımızda karşımızdakinin bir İNSAN olduğunu görmeye.
Bense bu olanlara tepki olarak bu insanların hepsini sevmeye devam edeceğim, kimseye örtüsü için, gittiği kilise ve ya cami için konuştuğu dil için, inandığı değerler için beddua etmeyeceğim, karalamayacağım, eğer varsa bir yanlış karşımdakini cehennemlik ilan etmek benim haddim değil, belkide o cehennemlik benimdir buda kimsenin üstüne vazife değil.
Ben barıştan yanayım ve bunu önce kendi hayatıma geçirip çocuğuma bunu öğreteceğim...

Çarşamba, Haziran 17, 2015

SAPANCA’DAN SELAMLAR:)))))

En sonunda Sapancadayız ve tatilimize başlayabildik. Bu keyfe başlayabilmek için biraz zorlandık ama cefa olmadan sefa sürülmüyor malumunuz…  Geçtiğimiz bir ay bol yorulmalı, bol koşturmacalı, bol kafa patlatmacalı oldu her manada. Temizlik, yerleşme, yanıma ne alsam, hangi yünlerimi kumaşlarımı iplerimi şişlerimi tığlarımı götürsemJ,   kışlık evi temiz bıraksam ‘ki ben gidene kadar eşim ne hale sokacak orası ayrı bir mevzu’, ne zaman gidelim, havalar düzelmedi, bu hafta olmadı, bu hafta seçim var, bu hafta öyleydi böyleydi derken 3 hafta geç kaldık planlarımıza. Bu sürüncemin arasında elişlerimde saçma sapan bir hal aldı, tam iki hafta boyunca hergün bütün gün örüp yatmadan önce ördüklerimi söktüm J

Araya birde 8. Yıla giren evliliğimin yıldönümünü sığdırdım. 



Kocacığımın komşulardan gizleyerek, arkasına tuta tuta getirdiği çiçeğimJ
Evliliğimizin başlarında bir alışma süreci yaşadık tabi ama zamanla insan birbirinin huylarına alışıp kabullendikçe herşey daha da güzelleşiyor. Seviyorum bu sıradan olmayan, tepeden tırnağa kendine özgü bir tarzı olan, lafın kısası klasik bir kova erkeği olan bu adamı. Umarım hayatımın son gününe kadar yanımda olur…

Lafı uzattım ama hepsi geçti gitti ve en sonunda size şu manzara eşliğinde yazmaya başlayabildim.


Sitemiz güzel, huzur verici, çocuklar içinse gerçekten vazgeçilmez bir nimet. Her tarafımız ağaçlarla, türlü türlü çiçeklerle, oksijenle, su sesi ve kuş cıvıltılarıyla dolu. En önemlisi çocuklar toprakla tanışıp meyveyi dalından koparıp yiyorlar. Kardeşim ve  ben 3 çocuğumuzla ‘çıkarabildiğimiz kadar’ keyfini çıkarmaya çalışıyoruz.


Güllerimiz ve ortancalarımız açmış….


Nar çiçeklerinin rengi muhteşem. Bu renge aşığım sanırım , birönceki yazımdan hatırlarsanız mutfak dolaplarınıda narçiçeği rengine boyatmıştım…




Bir de belki pek çoğunuz biliyorsunuzdur ama benim sadece burda gördüğüm ve çok hoşuma giden bu ağaç var heryerde  paylaşmak istediğim…
Neyse dönelim hayatımın  vazgeçilmezlerinden biri  olan elişlerime…
Dediğim gibi çok verimli bir ay geçirdiğimi söyleyemem bu konuda, sürekli ördüm söktüm ama yinede ufak tefek işler çıktı ortaya.
Ufak tefek iş deyince, iş çıkaramadığım her zaman yaptığım gibi yine keçelere saldırdım önce. Komşumun kızlarının ne zamandır istediği, bari gitmeden yapayım dediğim keçeden telefon kılıflarını yaptım önce, onlar seçti modelleri pinterestten, banada kesip dikmek kaldı..


                          

Bir türlü örmek için şal modeli vs. bulamadığımdan aslında pek tarzım olmayan bir şey denemeye karar verdim ve yazlık bir bluz örmek istedim.
           
                          



 Alizenin aura’sını kullandım ve gerçekten yürekten tavsiye derim bu tarz bişeyler örmek isteyenlere. İlkönce örerken çok sert geldi olmazmı acaba dedim ama bunuda sökmek istemedim açıkçası ve örmeye devam ettim. Bitipte ütü değince pamuk gibi oldu, bayıldım. Birtanede kendi cüsseme uygun örmeyi düşünüyorum  J
Son olarak yazlık motif etkinliğindende geri kalmadım ve katıldım. Nilgüncüğüm düzenlemiş, iyi de yapmış,. Motifimiz bu ve ben ilk ay Nilgün’e örüyorum bakalım sınıfı geçirecekmi bana :P



Yünümüz Alizenin Divası ve ben gidip renkleri görünce kendimden geçtim, yine gerekli gereksiz ne varsa topladım geldim…


Nasıllar ama insanın yün olası ! geliyor dimi J

Bebişler ben yüzmeye gidiyorum, öpüldünüz…   JJJJ






Cuma, Mayıs 08, 2015

Tığ İşi Şalım Bitti...

Hanımlar merhaba :))

Sercan'la başladığım şalım bitti, aslında çok oldu biteli ama araya giren milyonlarca işim olunca bir türlü resimleyip yazamadım, hatta hediye bile gitti ama hala yazı yok :( Baktım çok geciktiriyorum uykum olmasına rağmen hazır vakit bulmuşken yazayım bari dedim.

Öncelikle son zamanlarda yaptıklarımdan bahsetmek istiyorum. Biliyorsunuz şala başladığım yazıdan sonra araya küçük bir çekiliş sığdırdım, sonra katıldığım motif etkinliğinin son ay motiflerini ördüm. Yine Ankarayı terkedip Sapanca'ya, yazlığı temizleyip kullanıma açmaya gittim. Karşı komşumuzun torunları büyüdüğü için onların küçük sandalyelerini elden çıkarıyordu ve sandalyeler biraz kötü durumda olduğu için bana da teklif etmek istemiş ama çekinmiş (tabi bendeki marifetleri bilmiyor:)) elinde görünce ben istedim.


Sandalyelerin durumu buydu. Sağlam ama çocukça kullanılmış normal olarak. 


Zorda olsa iyi bir zımpara, tek kat vernik (doğallığı bozulmasın fazla diye ikinci kat vernik atmak istemedim.) ve kare bulamasamda yuvarlak minderlerle bence gayet şık oldular ve oğluşkom ve Cemre ablası sevdiler, buda bana yetti...


Sandalyelerimizin son halide bu. Bendeki de ne iş aslında ev temizlemeye gidiyorum ve araya yinede bu tarz bişeyler sıkıştırıyorum, gerçi ben sıkıştırmıyorum bir şekilde beni buluyorlar. Evde tadilat olduğundan dolayı baya bi inşaat pisliği vardı, bir de üstüne çok kötü hastalanınca baya zorlandım.


Evi bu halden.....


Bu hale getirmek için baya bir çaba sarfetmemiz gerekti. Lütfen ayrıntıyı kaçırmayalım, kaloriferde asılı olan çanta kardeşlerimin sürekli ilaç mümessili gibisin değiştir deyip dalga geçtikleri, eczanenin eşantiyon verdiği bana da kullanımı rahat gelen elişi çantam, her daim yanımdan ayırmam kendilerini:D Bu kadar uğraşa değdi, yorulduk ama benim oğlum ve kardeşimin kızları için bu yaz iyi geçecek inşallah, daha şimdiden onlar tadını çıkarmaya başladılar bile, okulların kapanmasını sabırsızlıkla bekliyorlar. Geçen hafta okulların tatil olmasını fırsat bilip Cemre Hanım hemen geldi. Tabi bu bize yaradı, biz temizlik yaparken küçük hanım oğluşkomla ilgilendi.



İşte böyle böyle geçti günler. Şalımızı resimlemekte bu güne kaldı. 4 tane Loren ipim vardı ve yetmediğine inanamadım, o rengi bulmamada imkanım olmadığından dış kısmına yakın bir renk ekledim ama sonradan da çok kötü olmadı gibi geldi ve hatta hoşuma bile gitti diyebilirim.

      



Son resim aslının aynısı, ilk iki resim ışıktan dolayı farklı çıkmış. Şimdide Nilgünle başladığımız şalı örüyorum. Bundan sonra ki yazımda o şalı paylaşacağım ama bekleyemeyenler Nilgünün bloğundan şala ve şemasına ulaşabilirler.

Yakın zamanda görüşmek üzere:))))))







Çarşamba, Mayıs 06, 2015

Çekiliş Sonucu

Yaklaşık 15gün önce bir çekiliş düzenlemiştim ve geldik çekilişi yapmaya. Ben bu yazımı yazarken tarih 5 Mayısı gösteriyor ama yazımı yarın sabah yayına çıkarıcam.

Bu çekilişi yapmak bloğumu yeni insanlara tanıtmak ve yeni blogların varlığından haberdar olmak açısından benim için çok keyifli oldu, bu sebeptendir ki son olmayacağını düşünüyorum. Çekilişe katılım sayı olarak az gözükebilir belki ama benim için tatmin ediciydi. Önce sizlere çekilişe katılanları ve yayınlama durumuna göre katılım haklarını yazmak istiyorum.


  1. Nilgünün Dünyası - 2
  2. Emine Öztürk - 2
  3. Seher Aydın - 2
  4. Nazlı Misilli - 2
  5. Umut Şükran - 2
  6. Bir Bilene Sorsak mı - 1
  7. Mehpare01 - 2
  8. Pervin - 2
  9. Nestinemaa - 1
  10. Pembe Pamuk - 1
  11. Ayşe Gül - 1
  12. Gülseren Özkuruş - 1
  13. Derya Deniz - 1
  14. Aysun Yıldırım - 1
  15. Meral Özlem - 2
  16. Alaim-i Sema - 1
  17. Ulya Serpil - 2
  18. Özlem Ağır - 1
  19. Gamze Gmz - 1
  20. Nilgün Komar - 1
20 kişi ve toplamda 29 çekiliş hakkı olduğu için bilgisayarda program aramakla uğraşmadım ve çekilişi gayet babadan kalma yöntemle yani küçük kağıt parçalarına yazarak yaptım.


Önce üşenilmeden isimler tek tek küçük kağıtlara yazıldı...


Daha sonra katlanıp bir kaseye kondu. Sonra kaseyi eşime götürdüm seç içinden bi tane dedim, suratıma baktı bu ne dedi, bende seç bi tane işte dedim, tesadüf bugün hıdırellez ya ''aaaa dilek mi seçicem dedi'' :))  neyse biraz gülüşmelerden sonra ne olduğunu anlamasa da bir tane seçti ve talihlimiz belli oldu.....



İlk çekilişimin ilk talihlisi 'nestinemaa' oldu.. Katıldığı için kendisine çok teşekkür ediyorum ve umarım hediyelerini beğenir de, diğer çekilişlerime de katılımcı olur. Şimdi ona da mail yoluyla ulaşmaya çalışıp adres bilgileri elime geçtikten sonra en geç bir hafta içinde paketini göndereceğim.

Katılan herkese yürekten teşekkür ederim. Hepinize iyi geceler diyeceğim ama ben iyi geceler diyim, siz günaydın okuyun:)).....

Pazartesi, Nisan 20, 2015

ÇEKİLİŞ VAAARRR !...

Örgü ve Hobi Malzemeleri Çekilişi...

Elişi olsunda ne olursa olsun deyip, bir türlü örmeye, işlemeye, kesmeye, dikmeye vede en önemlisi almaya doymayan bir insanım malesef. 

Elimde olanları benim gibi ordan burdan yani her telden:) elişi yapmayı seven insanlarla paylaşmak güzel olur, blogumda biraz hareketlenir diye düşündüm ve bu çekilişi yapmaya karar verdim.

Resimleri görünce her telden demekle ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız :P






Umarım hoşunuza giden şeyler olmuştur. Şimdide çekilişe katılım şartlarına gelelim.

  1. Bir klasik kural olarak bloğumun izleyicisi olmak:) ve blogunda çekilişi duyurmak.
  2. Herhangi bir sosyal medya adresinizde çekilişi duyurmak +1 çekiliş hakkı olacaktır.
  3. Bu yazımın yorum bölümüne adınızı, şehrinizi, eğer sosyal medyada paylaşım yaptıysanız linkini birde mail adresinizi bırakmanızı rica ediyorum.
  4. Çekilişi 5 Mayıs 2015 de yapıp ertesi günde bloğumda yayınlayacağım. 1 hafta içinde mail yolu ile kazanandan cevap alamazsam çekilişi tekrarlayacağım. 
  5. Yurtdışı hariç kargo bedeli tarafımdan karşılanacaktır.
Şimdilik benden bu kadar, bu bir ilk ama son olmayacağını umuyorum. Katılan herkesede bol şans diliyorum...